top of page

Dünyayı Bir Oyun Sahnesine Benzetmek

  • Yazarın fotoğrafı: Hamit Orhan Demircan
    Hamit Orhan Demircan
  • 30 Ara 2025
  • 2 dakikada okunur

Shakespeare Hamlet metninde bir kurgu karakterinin, kurgusal bir ortamda, kurgusal kimselere tiyatro benzetmesini bizimle paylaşırken dahi dünyayı bir oyun sahnesine benzetmiştir. Kurgusal bir zeminde, kurgusal karakterlerce, kurgusal mekanlarda bile yalnız ve yalnızca "benzetme" tabirini kullanmış, anlamını vermiştir. Eğer ki Shakespeare gibi bir yazar dünyayı bir oyun sahnesine benzetmekle, dünyayı bir oyun sahnesine çevirmek arasındaki ayrımın yapılamayacağı kanısını 1600'lü yıllarda ön görebilme imkanı olsaydı, zannediyorum Hamlet'e de, Danimarka'ya da, krala da "Müsaadelerinizle" derdi.


Düşünün bir kere, 1600'lü yıllar, modern psikoloji dünyasına daha 300 yıl var, ne dissosiyasyon kavramından haberdarız, ne psikolojik dayanıklılıktan, görünümü çok güzel kimi yerlerin kim bilir neden...


Öylesi bir dönemde bile nasıl bir kimseymiş ki William Shakespeare tiyatroya bir kurgu üzerinden, ki o kurgu ki aklını kaybetmekte olan bir kimse değil, aklını neredeyse büsbütün kaybeten, hatta nicelerinin ölümüne göz göre göre sebep olan, onca imkana sahip olmasına karşın... bir kimse. O kimse "Ödipal Karmaşa" kavramıyla tanışmış olsaydı sanıyormusunuz ki biçare gibi dolanır dururdu sarayda. Sanıyormusunuz ki "dünyayı bir oyun sahnesine benzetirdi"....


Benzetme bile benzetmek istemezdi bence, o kurgu bile...


Peki benzetme bile benzetmek istemeyen kurgusal bir karakterin yazarından dem vurarak dünyayı bir oyun sahnesine çevirmek ne demek?


Günümüz psikoloji bilgisi ışığında sayamayacağım psikolojik rahatsızlığa göz göre göre kendini bırakmak demek.


Kimi hastalık niteliğine taşınır, kimi semptomal düzeyde kalır, kimi kişilik bozukluğuna umarsızca saplanır, kimi var olmayan hastalıklarını varmışçasına benimser, taşır, anlatır... Bu hastalığın da bir adı vardır bilemez ayrı "Munchausen Sendromu"...


Ama bunun ayırdına varabilmek, içinde yaşanılan coğrafya topyekun bu girdaba kapılmışken... İçinde yaşanılan toplum topyekun politikacısıyla, öğretmeniyle, bilim adamıyla, esnafıyla, herhangi bir kimsesiyle....


Böylesi bir ahvalde nasıl güvenilir psikoloji çalışan, uzmanlaşan, pratiğine oturtmaya çalışan kimselere dahi....


E zor bir hal. Uzayda yaşamıyorum sonuçta. Fakat fark ettiğinde şayet bir şeyi, bir gün, bir an. Ondan bundan medet ummadan önce evvela kendisi başlatmalı insan dünyasını oyun sahnesine değil ki çevirmek, benzetmekten dahi imtina etmeye. Sakınmaya demiyorum, kaçınmaya demiyorum, korkmaya demiyorum... İmtina etmek kelimesini özellikle seçiyorum. Seçiyorum ki; tek bir kuralı vardır aslında bu işin, tek bir kaidesi vardır herkesçe, bile bile "Kendine veya ötekine zarar vermemeye gayret etmek".


O zaman dünya neymiş, sahne neymiş, benzetmek neymiş belki bir fikrimiz olur öylece, herkesle. Ortak bir gerçeklikte yaşayabilmek ümidiyle...





 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Uzun Zaman Oldu Şöyle Gelişine Yazmayalı

Uzun zaman oldu öyle gelişine yazmayalı, e ne yaparsın yaşam; acısıyla, tatlısıyla gelişiyle yazı yazmaktan bile uzak tutabiliyor insanı. Sanki bir beğenisi olsa bir anlam bulacak, sanki bir okuyanı o

 
 
 

Yorumlar


© 2025 Hamit Orhan Demircan

bottom of page